Araştırma: İslam Devrimi'nden sonra İran ve Bilim / İstatistikler ne söylüyor?

  • 07 Mar, 2019 - 08:07

Ülkelerin bilimsel statülerini tarafsız bir şekilde inceleyen Bağımsız Kanada Bilim-Ölçüm Enstitüsü İran'ın 2018'deki bilimsel gelişme oranını küresel bilim üretiminin 11 katı olarak açıkladı.

1979'daki İslam Devrimi'nden bu yana İran bilimsel gerileme mi yoksa ilerleme halinde mi görüldü? Bu, dünya çapında çokça kafa yoran bir sorudur. Tanınmış uluslararası medyanın çoğu İran'daki İslam Devrimi'nin, başlangıcından bu yana İran'ı farklı boyutlarda gerilemeye sürüklediğini ve İran'ın ilerlemesinin durdurulduğunu açıkladılar.

Ana akım medya tarafından her zaman vurgulanan meselelerden biri İran'ın bilim ve teknolojide geri kalmışlığıdır.

Bilimsel ilerleme ve bilim üretme meselesi belki de bir ülkenin ilerlemesinin veya gerilemesinin en önemli göstergesidir. Buna binaen, eğer birisi bir ülkenin inişe geçip geçmediğini veya ilerleyip ilerlemediğini gerçekten anlamak istiyorsa cevabı bu iki göstergenin incelenmesinden elde edebilir.

İran'ın bilimsel alanda ilerlemesini gösteren bazı raporlara karşılık olarak Batılı medya iki temel sorunu ortaya attı. Bu şekildeki şüphelerin ilk kategorisi bu raporların kaynaklarıyla ilgilidir ve bunları sorgulamaya kalkışır. Ana akım medya, bunlar İranlı kaynaklarca hazırlandığından, raporların bulgularını güvenilmez olarak ilan etti. Şüphelerin ikinci kategorisi gelişimin genel ve kaçınılmaz olduğunu ve İran'da Pehlevi kraliyet ailesi kalmış olsaydı ve İnkılap gerçekleşmeseydi bu gelişmelerin daha da iyi olacağını vurgular.

Şimdiki rapor bu iki sebebe istinaden sorgulanamaz. İlkin, bu rapor sadece dünya çapında kabul gören tarafsız ve kabul edilebilir Batılı kaynaklarca değerlendirildi. İkincisi, bu rapor sadece Devrim sonrası bilimsel gelişmeyi incelemek yerine, İran'ın Devrim öncesi ve sonrası durumunu da gözeterek, diğer ülkelere göre konumunu da inceledi.

Rapor ilk olarak İran'ın bilimsel durumuna dair genel bir değerlendirmede bulunuyor ve sonra İran'ın bazı ana teknolojik bilimlerdeki konumunu inceliyor:

Dünya Bankası'na göre İran, icat patenti alanında Devrim'den önce, 1970 yılında 38. sıradayken, 2016'da en yüksek patent sayısına sahip 7. ülke olarak rapor edildi.[1]

Ülkelerin bilimsel statülerini tarafsız bir şekilde inceleyen Bağımsız Kanada Bilim-Ölçüm Enstitüsü İran'ın 2018'deki bilimsel gelişme oranını küresel bilim üretiminin 11 katı olarak açıkladı.[2]

Ülkelerin bilimsel durumunun istatiksel incelemesinde ise Scimago Journal ilginç sonuçlar ortaya çıkardı:

Ülke sıralaması temelinde, 1996'da İran bilimsel çalışmalarda 240 ülke arasında 52. sıradaydı.

İslam Cumhuriyeti'nin 21 yıllık yönetimi altında İran 3 basamak birden yükselerek, 2017'de 15. sıraya yerleşti ki bu, Danimarka, İsveç, Hollanda, İsveç ve Avusturya'dan daha yüksek bir sıralamadır. Yakın geçmişte genelev ve seks ticaretinin patlama gösterdiği Siyonist rejim ise dramatik bir şekilde düşüşteydi.[3]

Batı Asya bölgesinde İran, 1996 yılında, iktibas edilebilir/atıf yapılabilir bilimsel makale yayımında beşinci sıradaydı.

Ama 2017'de, dikkat çekici bir sıçrama ve diğer ülkelere nazaran önemli bir farkla İran iktibas edilebilir/atıf yapılabilir çalışma üretimi ve yayımında birinci sıraya yerleşti. Dahası, İran ikinci sıradaki ülkeden 13.000'den fazla bilimsel çalışma yayımladı.

Tıp

Bilimsel başarıların ve üretimin önemli bir bölümü halka hizmette kullanıldı. Mesela, Dünya Bankası'nın raporuna göre, sağlık ve tıp alanında İran şaşkınlık verici bir gelişme ve büyük ıslahatlar başardı. Ömür beklentisi 50 yıldan 75 yıla yükseldi. Devrim'den önce beş yaş altındaki her bin çocuktan 185'i hayatını kaybederken, tıp alanındaki gelişmeler yoluyla beş yaş altı çocuk ölüm oranı binde 14,9'a düştü.[4]

Bundan ayrı olarak, İran'da mütehassıs doktor sayısında da artış görüldü. Devrim'den önce avam için yüksek eğitim, özellikle tıp alanında imkânsızdı. Sadece aristokratlar bu fırsata sahipti. O zamanlar bütün ülkede 5.890 uzman doktor vardı. Devrim'den sonra tıp uzmanlarının sayısı, hassaten bayan doktorlar açısından bir fırlama gösterdi ve 36.000'e ulaştı.

Dünya Bankası raporu temelinde, 2009'da İran hastanelerin sayısı ve kalitesi açısından 21. sıradaydı. 2017'de ise İran bulaşıcı hastalıkları kontrolde dünyada ikinci ülke olarak kabul edildi. Sağlık hizmetleri ve tıbbi ilerlemede İran'ın statüsü övgüye değerdir ve UNİCEF başarılarından dolayı İran'ı tebrik etmiştir.[5]

Nano teknoloji

Scimago Journal'e göre, İran'ın nano teknolojide olduğu kadar nano bilimlerde hızlı yükselişi de baş döndürücüdür. 1996'da, ancak bir avuç ülke bu bilim ve teknolojiyi geliştirmişti. İran bu alanda 66 ülke arasından 58. sıradaydı. Maalesef, 1996'dan önceki sıralamalar bu sitede mevcut değildir.

İslam Devrimi yönetimi altında, 2017'de, bu bilime sahip ve bu alanda çalışan 117 ülke arasında İran, 42 basamak birden yükselerek 16. sıraya yerleşmiştir.

Batı Asya bölgesindeki ülkeler arasında, 1996'da İran bu bilimi geliştiren ülkeler sıralamasında en sonuncu iken, 2017'de nano bilim ve nano teknolojiye ulaşan ülkelerin öncüsü olmuştur.

İlaveten, nano teknoloji hakkında yayımlanan ISI makalelerin sayısı açısından İran, Çin ve Amerika gibi ülkelerin ardından dördüncü sıradadır. Almanya, İngiltere ve Japonya ise İran'ın ardından gelmektedir.

Uzay çalışmaları

İran uzay çalışmalarında da yükselişte görülmektedir. 1996'yı işaret eden istatistiklerde İran uzay çalışmaları ile ilişkili bilimsel makale üretiminde dünyada 45. ülke idi.

Ne var ki, İran hızlı bir sıçramayla, 2017'de dünyada uzay çalışmalarında bilimsel üretim yapan 11. ülke oldu.

Batı Asya bölgesinde İran 1996 yılında uzay çalışmaları alanında bilimsel makaleler yayımlamada 6. sıradaydı. Ne var ki, İslam Cumhuriyeti'nin bilimsel ürünleri tanıtma ve ihtiyaç duyulan aletler ile araştırmacılar ve bilimadamları için uygun şartları sağlamaya yönelik ciddi girişimleri ve İranlı bilimadamlarının çabaları ve kapasiteleri sayesinde 2017'de İran bölgede uzay çalışmaları alanında bilimsel faaliyet gösteren ülkeler sıralamasında, açık ara farkla birinci sıraya yerleşti.  

Siyonist rejim, resmi açıklamalara göre 1985'ten beri Amerika Birleşik Devletleri'nden, büyük kısmı Amerikan vatandaşlarının Amerika içindeki problemleri çözmesi için kendi yönetimine ödediği vergilerden gelen 121 milyar dolar bağış/katkı almasına rağmen, bilimsel üretim sayısında bir artış göstermedi. Doğrusu Siyonist rejim seks tacirleri için bir sıcak noktaya dönüşürken, bilimsel çalışma alanındaki sıralamasını kaybetti.[6]

Nükleer teknoloji

Nükleer mühendislik ve bilim İslam Devrimi'ni takip eden yıllarda İran'ın bilimsel çalışma sahalarından birinde gösterdiği dikkate değer başarılarındandır. Scimago Journal'in sağladığı bilgilere göre, 1996'da İran bilimsel üretim ve makaleler açısından dünyada 70.sıradaydı.

Ancak Aralık 2011'de Siyonist rejimin emri ile Halkın Mücahitleri Örgütü tarafından suikastle öldürülen Şehit Ahmedi Ruşen gibi iranlı bilimadamları ve uzmanların gayretleriyle, 2017'de İran bu alanda 354 bilimsel makale yayımladı ve böylelikle küresel düzeyde 12. sıraya yükseldi.

Aynı alanda, 1996'de bölgede 13. sıradayken, 2017 yılında İran bir kez daha Batı Asya bölgesindeki ülkelere öncülük etti.

Bugün İran İslam Cumhuriyeti nükleer mühendislik ve enerji hakkında bilimsel makale yayımlama açısından Batı Asya'daki ilk ülke olarak öne çıkmaktadır.

Bu gibi gerçekler belli disiplinlerle sınırlı değildir: bilakis, bilimsel büyümenin hızı bütün alanlarda görülür haldedir ve bahsedildiği üzere, Science-Metrix İran'ın 2018'deki bilimsel gelişim oranının küresel bilim üretiminden 11 kat daha hızlı olduğunu ilan etmiştir.

New Scientist'e göre, 2017 itibarıyla İran mühendislik ve teknik bilimler sahasında dünyanın en yüksek büyüme oranına sahiptir. Uzay çalışmaları teknolojisi alanında bölgede birinci sıradadır. Roket teknolojisi ve uzay altyapısında bölgede ikincidir. Nano teknoljide dünyada 4. ve kök hücre alanında bölgede ikincidir. İran bioteknoloji sahasında da Müslüman ülkeler arasında birinci, dünyada ise 23. sıradadır.[7]

Dünya Bankası'na göre, Devrim'den sonra yüksek eğitim fırsatı bulan insanların sayısını İslam Devrimi'nden evvelki durumla kıyaslamak bile mümkün değildir.

Niçin İran, İslam Devrimi'nden sonra büyük bir bilimsel sıçrama gösterdi? Amerika tarafından tümüyle desteklenen, Batılı medyanın "ilerleyen bir devlet" olarak ilan ettiği Şah rejimi değil miydi? Batılı medya İslam Devrimi'nin İran'ı duraklamaya sürüklediğini vurgulamıyor mu? Niçin uluslararası kurumlar tarafından hazırlanan istatistikler ve bilimsel referanslar İran'daki dikkate değer bilimsel ilerlemeden bahsediyor? Ve tüm bunlar Amerika Birleşik Devletleri ve onlarca Batılı ülke Saddam'ı silahlanmaya ve İran'a saldırmaya, halka karşı sekiz yıllık Dayatılmış Savaş'a teşvik edip zorlarken ve İran'ın kırk yıldır en zor ekonomik şartlarla yüzleşmesine rağmen gerçekleşti.

Bu soruya birkaç nokta ile cevap verilebilir:

1-  İslam bilimin dinidir. İslam bilim ve ilim öğrenmeyi salih amellerin en büyük ve en önemli örneklerinden sayar. İslam'ın bilim ve ilim öğrenmeyi vurgulaması sebebiyle Avrupa'nın Ortaçağ'ına denk gelen Müslüman dünyanın parlak bilimsel döneminde İbni Sina, Farabi, Razi, Harazmi, Biruni ve benzeri onlarca Müslüman âlimin ortaya çıkışına şahitlik ettik. Bu Müslüman âlimler tarihin rotasını değiştirdiler ve dünya hala onların sağladığı bilimsel bulguları kullanıyor. İslam Devrimi'nden sonra, İslam Cumhuriyeti her zaman bilimin, ilim öğrenmenin ve Müslüman âlimlerin yolunun takipçisi olup İslam dünyasının aydınlık bilimsel çağını canlandırmanın önemini vurguladı. İnkılab'ın bilimdeki devriminin 40 yıllık sonuçları gösteriyor ki, bilimsel yükselişin tarihi parlak çağı sürdürülüyor ve ilk adımlar gereğine uygun bir şekilde atılıyor.

2- Şahlık rejimi din karşıtı bir hükümetti. Bilimsel meselelere odaklanmak ve gençlere eğitim imkânı sağlamak yerine hükümet, gençleri yozlaştırmak, cinsel konularla görevlendirilmiş sinema yoluyla seksüel meselelerle meşgul etmek ve gençler arasında uyuşturucu kullanımını yaygınlaştırmak için ziyadesiyle para harcadı. Muhammed Rıza Pehlevi'nin kızkardeşi Eşref ülkedeki büyük uyuşturucu tacirlerinden birisiydi ve gençliği yozlaştırmak için uyuşturucu maddeler ülkeye serbestçe sokuluyordu.

3- Rıza Han İngilizler tarafından İran Şahı olarak atanmıştı. İngiltere çok önemli jeopolitik konumuyla önemli bir İslami devlet olan İran'ı yok etmeyi her zaman istiyordu ve ülkedeki yeni nesli seksüel meseleler, uyuşturucu ve benzerleriyle kontrol etmeyi ve onları kendi halkına yabancı yabancı, Batı kültürüne meyyal bir jenerasyon haline getirmeyi denedi. Böylelikle bu zengin ülkenin doğal kaynaklarını yağmalayabilecekti. Rıza'nın oğlu Muhammed Rıza Pehlevi aynı amaçlarla Amerika Birleşik Devletleri tarafından İran Şahı olarak atandı. ABD İran'ı gerileyen bir ülke olarak gelişimden uzak tutmayı ve bölgedeki paralı askerine çevirmeyi planlıyordu. Bunun için İran bilimsel alanda geri bırakıldı ama askeri sahada, ham petrol satışıyla, Amerika'nın dünyadaki en büyük silah alıcısı olarak, ABD'nin bölgedeki amaç ve menfaatlerini karşılayan jandarması oldu. ABD bugün aynı belayı Suudi Arabistan ve halkına yüklemiş haldedir. (medyaşafak.com)

Kaynakça:

[1] https://knoema.com/atlas/ranks/Number-of-patent-applications

[2] https://www.newscientist.com/article/dn18546-iran-showing-fastest-scientific-growth-of-any-country/

[3] https://www.haaretz.com/israel-news/.premium-women-brought-to-israel-for-prostitution-on-increase-1.5481624

[4] https://data.unicef.org/country/irn/

[5] https://www.unicef.org/iran/media_4427.html

[6] www.state.gov/documents/organization/282801.pdf

[7] https://www.newscientist.com/article/dn18546-iran-showing-fastest-scieŞah ntific-growth-of-any-country/

Benzer Haberler