'Anlaşmasız Brexit İrlanda için felaket olur'

  • 08 Apr, 2019 - 17:57

Sinn Fein lideri Mary Lou McDonald, "Anlaşmalı Brexit bile İrlanda’ya zarar verecek ama AB’den anlaşma olmaksızın ayrılınması, İrlanda için felaket olur." dedi.

Sinn Fein lideri Mary Lou McDonald, Londra’da katıldığı bir konferansta soruları yanıtladı.

McDonald, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasının (Brexit) uluslararası bir belge niteliğindeki Hayırlı Cuma (Belfast) anlaşmasına aykırı olduğunu bildirdi.

"Brexit, İrlanda ile İngiltere arasında yapılan ve İrlanda adasında tartışmalı bir İngiliz sınırı olduğunu tanıyan barış anlaşması niteliğindeki Hayırlı Cuma Anlaşması ile bütünüyle çelişiyor." ifadelerini kullanan McDonald, bu sınırın on yıllar boyunca İrlanda toplumunu böldüğünü ve çatışmalara neden olduğunu vurguladı.

İrlanda'ya siyasi "Berlin Duvarı"

"Anlaşmalı Brexit bile İrlanda’ya zarar verecek ama AB’den anlaşma olmaksızın ayrılınması İrlanda için felaket olur." diyen McDonald, şunları kaydetti:

"İrlanda’da fiziki sınıra dönülmesi Berlin Duvarı'nın siyasi olarak yeniden inşası gibi olur. Toplum olarak kaydettiğimiz ilerlemenin altını oyar. Bir İrlanda kadını, bir İrlanda vatandaşı ama aynı zamanda da siyasi bir lider olarak bunu çok açıkça ifade etmek benim görevim."

Brexit’in iki İrlanda’nın birleşmesi için bir referandumu tetiklemesi ihtimalini de değerlendiren McDonald, bu referandumun Hayırlı Cuma Anlaşması metninde de öngörüldüğünü hatırlatarak, “Bence bu kaçınılmaz ve sadece bir zaman meselesi. Kesin bir tarih veremem ama şunu söyleyebilirim ki İrlanda’nın birliği ve bölünmenin son bulması konusundaki tartışma İrlanda’da son derece canlı." diye konuştu.

"Barışla kumar oynamak için ahmak olmak gerekir"

İngiltere’nin AB’den anlaşmalı veya anlaşmasız bir şekilde ayrılmasının İrlanda’da terörü yeniden alevlendirme ihtimaliyle ilgili olarak da McDonald, "İrlanda’da şiddete yönelik bir arzu veya iştah yok. Savaş bitti, çatıma bitti ama barışla kumar oynamak için çok ama çok ahmak ve gerçekten de derin bir şekilde aptal bir kişi olmak gerekir." dedi.

İngiltere’nin anlaşmasız Brexit durumunda Kuzey İrlanda’nın özerkliğini askıya alması ve Londra’da yönetimi devreye sokması ihtimalini değerlendiren McDonald, İngiltere Başbakanı Theresa May ile gerçekleştirdiği görüşmede bunun bir seçenek olmayacağını kendisine ilettiğini kaydetti.

İngiltere’nin AB’den anlaşmasız ayrılması durumunda da May’in Dublin’e danışmak zorunda olduğunu belirten McDonald, Kuzey İrlanda’nın özerkliğinin sadece Londra’da alınacak bir kararla askıya alınamayacağını vurguladı.

Anlaşmasız Brexit’in gerçekleşmesi durumunda Dublin ve AB’nin acilen müdahil olacağını belirten McDonald, "Çünkü İrlanda’da fiziki sınır olamaz, saati geriye çeviremeyiz, geriye gidemeyiz, ancak ileriye gidebiliriz." ifadelerini kullandı.

İrlanda sorunu

İngiltere'nin AB'den ayrılma sürecini tıkayan en önemli soruna dönüşen Kuzey İrlanda'da, terör ve çatışma günlerine geri dönülmesinden korkuluyor.

İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi İrlanda adasından İngiltere’nin elinde kalan kısmı teşkil eden Kuzey İrlanda, 1960'lı yıllardan 1998'e kadar Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere ile birlik yanlısı Protestanlar arasındaki çatışmalara ve terör olaylarına sahne oldu.

Ada ancak 1998'de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile sükunete kavuşurken, Kuzey İrlanda’da çatışan tarafların ortaklığına dayalı bir bölgesel yönetim kurulması üzerinde anlaşıldı.

Çözüm kapsamında İngiltere'nin parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasındaki fiziki sınır da kaldırıldı.

Çatışmalı günlerde ayrılıkçı terörün birincil saldırı hedefleri konumundaki sınır kontrol noktaları da ortadan kalkmış oldu.

Belfast Anlaşması olarak da bilinen metinler, Kuzey İrlanda'da bugün yürürlükte olan bölgesel yönetimin temelini oluşturuyor.


Kuzey İrlanda önceki yıl ocak ayında patlak veren hükümet krizinin ardından erken seçime gitti ancak bugüne kadar hükümet kurulamadı.


Sınırlı özerkliği düzenleyen anlaşmaya göre, bölgesel hükümetin ayrılıkçı ve birlik yanlısı en büyük iki partinin güç paylaşımına dayalı olarak kurulması gerekiyor.


İngiltere ile birlik yanlılarının en güçlü temsilcisi konumundaki Demokratik Birlik Partisi (DUP), May'in azınlık hükümetine dışarıdan destek veriyor.

İrlanda’nın en eski partisi olan Sinn Fein adanın bağımsızlığı için İngiltere’ye karşı verilen mücadelenin de öncüsü olmuştu. Her iki İrlanda’da da faal durumda olan parti, Kuzey İrlanda'daki özerk yönetimin de ortağı konumunda.

Bölünmüşlük sürüyor


Öte yandan barış anlaşmasının üzerinden geçen 20 yılı aşkın süreye karşın anketler, bölge halkı arasında güvenin tam olarak tesis edilemediğini ortaya koyuyor.


Halkın yüzde 51’inin farklı bir din veya mezhebe mensup arkadaşı ya hiç yok ya da sadece birkaç tane. Bu oran, gençler arasında yüzde 58’e kadar çıkıyor. Bunda, bölgede okul sisteminin hala Katolik ve Protestan olarak ikiye ayrılmış olmasının da payı bulunuyor.

Barış anlaşmasının adı bile adada bölünmenin sürdüğünü kanıtlıyor. Katolik ayrılıkçıların Hayırlı Cuma Anlaşması dediği metne İngiltere ile birlik yanlısı Protestanlar Belfast Anlaşması diyor.


Brexit'i takiben fiziki bir sınır kontrol altyapısı kurulması halinde, IRA terörünün yeniden canlanmasından ve bu sınır noktalarını hedef almasından endişe ediliyor.


Bugün iki İrlanda arasındaki sınır geçişleri, sadece beyazdan sarıya dönüşen yol çizgileri ile milden kilometreye geçen trafik tabelaları vasıtasıyla ayırt edilebiliyor.


Referandum

İrlanda adasında birleşme için referanduma gidilmesi İngiliz hükümetinin iznine bağlı bulunuyor. İngiliz hükümetinin iki İrlanda'nın birleşmesine yönelik baskın bir eğilim görmesi halinde referandum düzenlemesi öngörülüyor. Ancak hükümeti bu karara zorlayacak somut koşullar tanımlanmadığı için bu karar "keyfi" biçimde alınabilir veya bu yöndeki talepler "keyfi" biçimde geri çevrilebilir.

İngiltere'nin bağımsızlık referandumuna gitmesi gündemde olan diğer parçası İskoçya'da da bu süreç İngiliz hükümetinin iznine bağlı bulunuyor.

Ancak Brexit sürecinin geriliminde her iki bölgesel yönetimin de taleplerinin İngiliz hükümeti tarafından dikkate alınmasını gerektirecek koşullar oluşabilir.

İngiltere’nin AB ile vardığı Brexit anlaşmasının İrlanda'daki sınıra ilişkin "tedbir maddesi" yüzünden parlamentoda 3 kez reddedilmesinin ardından Brexit 12 Nisan’a ertelenmişti.

"Tedbir maddesi" İngiltere ile AB arasında İrlanda sınırına çözüm getirecek kapsamlı bir ticaret anlaşmasına varılan kadar ülkenin bütününün Gümrük Birliği içinde kalmasını ancak Kuzey İrlanda'nın ilave bazı AB kurallarına tabi olmasını öngörüyordu.

Maddeye karşı çıkan sert Brexitçiler İngiltere'nin tek yanlı çekilmeyeceği bu düzenlemenin ülkeyi AB ile sonu gelmez müzakerelerde mahsur bırakacağı ve Kuzey İrlanda'yı da kademeli olarak ülkeden koparacağını savunuyordu.

İngiltere AB’den 30 Haziran’a kadar yeni bir erteleme talep ettiyse de sürecin tıkanması durumunda ülkenin "kazara anlaşmasız Brexit’e kaymasından" endişe ediliyor.

İngiltere’nin ertelem talebinin 10 Nisan Çarşamba günü yapılacak Brexit gündemli özel AB liderler zirvesinde ele alınması öngörülüyor.

İngiltere 23 Haziran 2016'da yapılan referandumda yüzde 48'e karşı yüzde 52 ile AB'den ayrılma kararı almıştı. Ancak İngiltere'ye bağlı İskoçya'da seçmenlerin yüzde 62'si, Kuzey İrlanda'da da yüzde 55,8'i AB üyesi olarak kalınmasından yana oy kullanmıştı.
 (AA)

Benzer Haberler