Fransa ve Almanya'nın Brexit ayrılığı

  • 15 Apr, 2019 - 08:19

Birleşik Krallık ile arası hiç olmayan Fransa, İngilizlerin Brexit kararına en çok "sevinen" ülkelerden. Ancak Almanya'nın Brexit konusunda "anlaşmalı" ayrılıkta ısrar etmesi AB'nin lokomotif gücü olan Almanya ve Fransa'nın görüş ayrılıklarını gösteriyor.

Angela Merkel, Avrupa Birliği (AB)'nin Brexit konusunda İngiltere'yi baskı altında tutmaması gerektiğini savunuyor. Brüksel'deki altı saatlik AB zirvesinden sonra, Merkel İngilizlerin kendi kararlarını verebilmeleri için daha fazla süreye ihtiyaçları olduğunu söyledi.

Emmanuel Macron ise zıt görüşe sahipti. Zirvede konuşan Fransız Cumhurbaşkanı, Brexit'in uzatılmasına karşı çıktı ve bu görüşünü toplantı boyunca savundu.

Tartışma, AB'nin Fransız-Alman ekseninde çatlaklar ortaya çıkardı. Diplomatlar, iki ülkenin böylesine önemli bir konudaki farklı tutumlar gösterdiği ve kamuya açık bir şekilde arz edildiği bir diğer AB zirvesini hatırlamakta zorlandı.

Brexit konusunda Almanya ve Fransa arasındaki anlaşmazlığın temelinde, Fransa'nın avro bölgesi reformu üzerinde yarattığı gerginlik, silah ihracatı ve Kuzey Akımı 2 doğal gaz boru hattındaki anlaşmazlıklar yatıyor.

Macron'un Brexit'teki zorlu çizgisi, Berlin seçkinlerinin beklediği ölçüdeydi. Bundestag'ın Dışişleri Komite Başkanı Norbert Röttgen "Davranışını gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Partisinin çıkarlarını ve umutlarını AB'nin birliğinin üstünde olan Avrupa seçimlerine yerleştirdi. Macron, partisinin çıkarlarını ve umutlarını AB'nin üzerine taşıyarak Avrupa seçimlerine yerleştirdi." dedi.

Berlin'deki politikacılar, ortak bir yaklaşıma varmak üzere tasarlanan zirvenin öncesinde Macron ve Merkel arasındaki ikili toplantıya rağmen farklılıkların ortaya çıkabileceğini belirtmişti.

Macron'un performansına şaşıran tek AB devleti Almanya değildi.  Bir başka AB lideri meslektaşlarına Fransız liderin "sorumsuzca" davrandığını ve "güç sarhoş olduğunu" söyledi. Diğer üst düzey diplomatlar, kendi çıkarlarını gözeten Fransız tekliflerinin kargaşa yarattığını ifade ettiler.

Merkel'in daha az iddialı bir yaklaşımı var. Berlin'deki Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin kıdemli üst düzey yöneticisi Josef Janning, "Alman hükümeti, Avrupa'nın entegrasyonunda harekete geçirilmek istenen yüksek hızlı ilerlemeye çok fazla ilgi duymuyor. Merkel, herhangi bir reform adımının AB'nin parçalanmasını hızlandıracağından korkuyor." diye konuştu.

Macron, Brexit'in yıkıcı endişelerinden çıkar sağlamaya çalışırken, Merkel uzun vadeli bir yaklaşım benimsiyor.

Merkel'in yardımcıları, anlaşmasız bir Brexit'in Avrupa ekonomisine zarar vereceği göz önünde tutarak Almanya'nın böyle bir durumdan kaçınma kararlılığını dile getirdi.

Macron, İngiltere'nin diğer 27 AB üye devletini rehin tutmasına izin vermek yerine, Brexit çıkışını en kısa sürede gerçekleştirmek istiyor.

Fransız-Alman ilişkisi, daha derin bir AB entegrasyonu için planlar belirleyen Macron'un, 2017'de Sorbonne'nın yaptığı konuşmaya, Almanya'nın ilgisiz kalarak nötr tepki vermesi ile gergin hale gelmişti.

Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Ifri'de araştırma görevlisi Barbara Kunz, "Çatışmalar olduğunu söyleyemem ama aynı yönde hareket etmiyorlar." diyerek Fransa ve Almanya arasındaki yol ayrılığını dile getirdi.

Öte yandan Almanya Hristiyan Demokrat Partisi'nin halefi olan Annegret Kramp-Karrenbauer, Fransa'nın BM Güvenlik Konseyi'deki sandalyesini AB'ye bırakması ve Strasbourg'u ikinci sandalyesi olarak kullanma çabalarını terk etmesi gerektiğini kaydetti.       

(Financial Times- Guy Chazan & Alex Barker & Victor Mallet, Çeviri: Criturk)

Benzer Haberler