Venezuela’da darbeden diyaloğa mı?

  • 24 May, 2019 - 10:07

17 Mayıs’ta Norveç Dışişleri Bakanlığı, Oslo’da gizli bir mekanda Maduro Hükümeti ve muhalefet temsilcilerinin katılımıyla diyalog görüşmelerinin başladığını duyurmuştu. Bu toplantı "Venezuela’da darbeden diyaloğa mı?" sorusunu akla getirdi.

Venezuela'da muhalefet başkanlık seçimleri talep ederken, Nicolas Maduro hafta başında sürpriz bir çıkışla 2020’de yapılacak milletvekili seçimlerini öne almayı önerdi. Tam da diyaloğun başladığı bir süreçte, sağın elindeki tek kurum olan Ulusal Meclis’e yönelik bu hamle, muhaliflerden ciddi tepkiler alıyor.

ABD önderliğindeki Lima Grubu’nun da tam desteğiyle Bolivarcı hükümete havlu attırabilmek adına bugüne kadar uzlaşmaz bir siyaset izleyen sağ muhalefetin Oslo’da başlayan diyalog görüşmelerine katılması, muhalefetin ‘içerideki’ zayıflığı olarak değerlendiriliyor.

Ocak başında, sağ muhalefetin çoğunlukta olduğu Ulusal Meclis’te başkanlığa seçilen Juan Guaido, Mayıs 2018’de yapılan başkanlık seçimlerinin, dolayısıyla Nicolas Maduro iktidarının meşru olmadığını iddia ederek mücadele çağrısı yapmıştı. 23 Ocak’ta kendini geçici cumhurbaşkanı ilan ederek (başta ABD olmak üzere) Amerika kıtasından ve Avrupa’dan ciddi bir destek alan Guaido, askerlere Maduro hükümetine karşı ayaklanması çağrısı yapmış ve (görece zayıf da olsa) bir sokak muhalefeti yaratabilmişti. Parçalı muhalefetin liderliğini üstlenerek muhalefeti tek çatı altında toparlamayı başaran Guaido, arkasına aldığı uluslararası destekle uzlaşmaz bir siyaset izlemişti.

Elliden fazla ülke ve uluslararası medya desteğine sahip olan Guaido liderliğindeki muhalefet, bu süreç içerisinde Venezuela’ya uygulanan sert ekonomik yaptırımlara (ya da ablukalara) ve yaşanan hiperenflasyon, kıtlık, elektrik ve su kesintileri, benzin sıkıntısı gibi gündelik yaşamı olumsuz etkileyen sayısız problemlere rağmen, geçen beş aylık zaman zarfında beklenen kamuoyu ve ordu desteğini almada sınıfta kalmış görünüyor. Guaido’nun 30 Nisan’da yaptığı darbe çağrısının da fiyaskoyla sonuçlanması, bu tezi destekleyen argümanlardan sadece birisi.

Muhalefetin, (uluslararası askeri müdahale talebi de dahil olmak üzere) her ne şekilde olursa olsun, bir an önce Maduro yönetiminden kurtulma üzerine kurduğu (yıkıcı) iç siyaset, şimdilik duvara toslamış gibi duruyor.

Uluslararası boyutta ise başarısız darbe girişiminden birkaç gün sonra Kanada Dışişleri Bakanı, (Barış müzakereleri konusunda Latin Amerika’nın Oslo’su denebilecek) Havana ile Venezuela krizine barışçıl bir çözüm arayışı için iletişime geçmişti. 14 Mayıs’ta ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Rusya ziyareti, ardından 16 Mayıs’ta Kanada’nın Küba’ya ziyareti, yine aynı gün Fransa, Almanya, İspanya, İtalya ve Portekiz gibi Avrupa Birliği ülkelerinin temsil edildiği Venezuela ile Uluslararası İletişim Grubu’nun temsilcilerinin Maduro ve Guaido ile yaptıkları görüşmeler diyalog sürecini hazırlayan (görünen) diplomatik temaslar oldu. 17 Mayıs’ta Norveç Dışişleri Bakanlığı, Oslo’da gizli bir mekanda Maduro Hükümeti ve muhalefet temsilcilerinin katılımıyla diyalog görüşmelerinin başladığını duyurmuştu.

Muhalefet başkanlık seçimleri talep ederken, Nicolas Maduro hafta başında sürpriz bir çıkışla 2020’de yapılacak milletvekili seçimlerini öne almayı önerdi. Tam da diyaloğun başladığı bir süreçte, sağın elindeki tek kurum olan Ulusal Meclis’e yönelik bu hamle, muhaliflerden ciddi tepkiler alıyor. Ülkedeki en yetkili merci olan ve Chavistlerin çoğunlukta olduğu Kurucu Meclis erken seçim kararı alabiliyor.

Altı yıldır darbe girişimlerini bir şekilde boşa çıkarmayı başaran ve kriz yönetimi konusunda tecrübe kazanmış Maduro Hükümeti’nin, tüm olumsuzluklara rağmen ordunun desteğini sağlam tutması ve tabanını mobilize etmeyi başarabilmesi, Venezuela’daki iktidar değişiminin ‘zor’ yoluyla gerçekleşmesinin çok da kolay olmayacağını göstermesi bakımından önemli.

DİĞER ÖNEMLİ NOKTALAR

– (Maduro Hükümeti nezdinde) Venezuela’ya uluslararası askeri müdahale olasılığının konuşulduğu bir ortamdan, Maduro Hükümeti ile müzakere masasına oturulması, hükümete hem zaman hem de meşruiyet kazandırabilir keza Lima Grubu’nun başını çektiği yaklaşık 50 ülke Nicolas Maduro’yu ve hükümetini tanımadıklarını beyan ediyorlar.

– Müzakare sürecinden bir sonuca ulaşılamasa bile muhalefet içinde görüş ayrılıkları ve bölünmeler yaşanması muhtemel.

– Tarafların adil ve şeffaf bir seçim sürecinin inşası konusunda uzlaşmaları, çatışmaların barışçıl çözümüne yol açabilir.

– ABD’nin İran’la geriliminin Venezuela ile olan tansiyonu (en azından bir süreliğine) azaltma eğilimini güçlendirdiği dile getiriliyor.

Kişi başı gerekli mutfak harcaması minimum 50 dolar civarına ulaşmışken asgari ücretin 12 dolar civarında seyretmesi, halkın yaşamını her gün biraz daha da zorlaştırıyor. Kavramın tam karşılığı olarak, verilen ‘hayatta kalma mücadelesi’ siyasetçilerin gündemiyle halkın gündemini farklılaştırıyor. Belki de üzerinde durulması gereken noktalardan en önemlisi bu. (Mustafa Zengin, Gazete Duvar)

Benzer Haberler