Hayır Donald, asıl sen evine dön...

  • Tercüme Makaleler
  • 23 Jul, 2019 - 10:00

Hayır Donald, asıl sen evine dön ve öz be öz Amerikalı olmayan çocuklarını da beraberinde götür. Rashida Tlaib, İlhan Ömer, Alexandria Ocasio-Cortez ve Ayanna Pressley “mangası” ABD Anayasası'nın prensiplerine dair mevcut Başkan'dan daha iyi bir kavrayışa sahip. Buna daha çok ihtiyacımız var, bundan azına değil.

Kendi başkanları tarafından kötü muameleye maruz kalan beyaz tenli olmayan dört Kongre üyesinden oluşan "mangayı" boş verin, geldiği yere "dönmesi" gereken kişi Donald Trump zira Amerika'yı anlamayan veya özellikle sevmeyen o.

İstikamet? Göçmenliğinin baba veya anne tarafından atalarından hangisine göre gerçekleşeceğine göre Bavyera veya İskoçya'ya gidebilir. Ne de olsa, yetişkin hayatının çoğunu Amerika'nın kendisi için neden yeterince iyi olmadığı, Demokratların (Clintonlar'a henüz ilk adlarıyla hitap etmezken) her şeyi nasıl mahvettiği, şimdi bile sloganın dediği gibi "Amerika'yı tekrar büyük yapmanın" önünde nasıl engel olduğu hakkında şikayet ederek geçirdi.

Trump'ın dediği gibi, “Burada mutlu değilseniz, o halde gidebilirsiniz.” Bu durumda, kendi dünyasına göre, Donald giderken yanında Melania'yı da götürecek. Öte yandan bu durum, geri göndermek istediği birçok göçmende olduğu gibi, bir ailenin çöküşüne yol açacak. Slovenya'ya, bilhassa 1970'te Melania Knavs olarak doğduğu Novo Mesto'ta "geri dönmek" zorunda kalabilir. Elbette Trump'ın çocukları Amerika'da doğduklarından kalmak isteyebilirler. Kaldı ki Trump göçmenlerin "çapa bebeklerini" (çn. göçmenlerin Amerika'da doğan çocukları) her zaman küçümsemiştir. Bu arada Melania, Somali'den çocuk mülteci olarak ABD'ye gelen Kongre üyesi İlhan Ömer'den çok kısa bir süre sonra ABD'ye geldi. Önemli olduğundan değil. Dediğim gibi, Melania ve çocukları tamamen suçsuz ve kimse onlara “geri dönmelerini” söylememeli. Yine de bunun ne kadar hakaretvari ve acı verici olduğunu görüyorsunuz.

İnsanlara “geri dönmelerini” söylemek, temel bir empati eksikliğiyle Amerikan ruhuna ihanet anlamına geliyor. Ana fikri ıskalıyor. Trump'ın her zaman yaptığı gibi. Hiç kimse Melania'yı kovmak istemiyor ve görece az sayıda kişi ülkelerinin Trump'tan kalıcı biçimde temizlenmesini isterdi. Ayrıca ya İskoçya/Birleşik Krallık veya Bavyera/Almanya giriş izni vermeyi reddederse? Gayet bariz nedenlerden ötürü geldiği andan itibaren yaygın bir toplumsal huzursuzluk yaşanırdı. Sonunda tekrar ABD'ye dönmek zorunda kalabilir ve Meksika sınırından sınır dışı edilebilirdi. Belki de Putin ona sığınma hakkı verirdi.

Tuhaftır ki, büyükbaba Trump aşağı yukarı bunları yaşadı. Friedrich berber, emlak geliştiricisi ve -bazen iddia edildiği üzere- genelev işleticisi olarak yükselmek üzere Amerika'ya gelmişti. Bir miktar para kazandıktan sonra Bavyera'ya dönmek istedi (anlaşılan o da Amerika'yı pek sevmemişti) ancak hükümet Friedrich'i geri istemedi. 1905'te Friedrich Trump, Bavyera'nın Naip Prensi Luitpold'a bir mektup yazacak kadar alçaldı. Merhamet dilendi.

Friedrich Trump şöyle yalvarıyordu:

"Korkudan felce uğradık, mutlu aile hayatımız mahvoldu. Karım endişeden zayıf düştü ve sevgili çocuğum hastalandı. Neden sınır dışı edilmemiz gerekiyor ki? Bu bir aile için çok çok zor. Tebaanın dürüst mensupları böyle bir hükme maruz kaldığında sevgili yurttaşlarımız ne düşünür?"

İşe yaramadı. Münih'teki otoriteler, Friedrich askerlik hizmetinden kaçındığı (tanıdık geliyor) için halen sinirliydi. İşte Amerikalılar Trump gen havuzuna bu şekilde maruz kaldı.

Trump, Amerika değil; Amerika Trump değil. Bu 45. başkana hatırlatılmalıdır. Meşhur "bahsi iki katına çıkarma" tweet'lerinde şöyle diyor:

"Radikal Sol Kongre üyeleri Ülkemizden, İsrail halkından, hatta Başkanlık'tan kullandıkları kötü dil ve söyledikleri korkunç şeyler için ne zaman özür dileyecek? Pek çok kişi onlara (ve) korkunç (ve) iğrenç eylemlerine kızıyor! Eğer Demokratlar bu hiç de sevilmeyen (ve) temsiliyet gücüne sahip olmayan Kongre üyelerinin ağızlarından ve eylemlerinden yayılan kötü dil (ve) ırkçı nefretin etrafında birleşmek istiyorlarsa, bunun nasıl hayata geçeceğini görmek ilginç olacak."

Peki ya Trump'ın kötü dili ve söylediği korkunç şeyler nedeniyle özür bekleyen, berbat ve iğrenç eylemleri için kendisine kızgın olan, Hilary Clinton daha fazla oy aldığı için onu "temsiliyet gücüne sahip olmayan" başkan olarak gören bütün bu iyi Amerikalılar ne olacak?

Bu, zamanında İngiltere'de Muhafazakar hükümetlerle tartışan veya monarşiyi eleştirenlerin eğer beyazsa "Gidip Rusya'da yaşamaya" veya beyaz değilse -"evi" gerçekte Bradford veya Brixton'da olsa dahi- "evine dönmeye" davet edilmesini andırıyor.

Şamima Begüm gibi İngiliz olmakla birlikte vatandaşlıkları yargılanma veya herhangi bir süreç olmaksızın iptal edilen "İslam Devleti gelinlerinin" dönüşleriyle birlikte bugün aynı ihtilafları yaşıyoruz. Ne de olsa, İçişleri Bakanı Begüm'ü Bangladeş'e göndermeye çalıştı.

Aslında, Rashida Tlaib, İlhan Ömer, Alexandria Ocasio-Cortez ve Ayanna Pressley'den oluşan ekibin ABD Anayasası'nın ilkelerine, kurumlarının değerlerine, kurucu babalarının miras bıraktığı kıymetli kuvvetler ayrılığı ile yürütme gücüne ve “e pluribus unum” (çoklukta birlik) ruhuna dair daha iyi bir anlayış sahibi olmaları bakımından Trump'tan daha iyi Amerikalılar olduğu söylenebilir.

Gerçek şu ki, bazılarımız burada doğduğu halde kendi ulusumuzun yerleşik demokratik normlarına uyum sağlamada pek iyi olmasa da hepimiz kendi ülkelerimizde evimizdeyiz. Doğru değil mi Sayın Başkan? 

(Sean O'Grady. Independent - Çeviri: Kerim Çelik, Independent Türkçe)


Bu bölümde yayınlanan yazılar tamamen tercüme makaleler olup görüşleri yazarına aittir ve BAKIS.eu'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazara ait diğer yazılar (Tümü)