İran, ABD hegemonyasının “tabutuna çivi mi çakıyor”?

  • Tercüme Makaleler
  • 26 Jul, 2019 - 09:11

Öncelikle, İran’ın askeri personelinin sayısı -aktif görevde ve yedekte olmak üzere- bir milyonun üzerinde olarak tahmin ediliyor. Eğer saldırılırsa, ABD ordusuyla sonuna kadar savaşacak, kadın ve erkek, politik inançlarının ne olduğu önemli olmaksızın 40 milyon daha ilave olacaktır.

Başkan Donald Trump, yakınlarda Fox Business'a verdiği röportajda sorulan, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Beyaz Saray'ı “aklen problemli” olarak tanımlaması ve ABD'nin İran'la bir savaşa mı girdiği hususlarındaki soruya ilişkin, “Eh! Umarım öyle değildir, ama eğer bir şeyler olursa biz çok güçlü bir pozisyondayız. Bu çok uzun sürmeyecektir, size bunu açıklayabilirim.” şeklinde konuştu.

Trump ya açıkça fantezi âleminde ya da akıl almaz bir biçimde Amerika'nın yakın zamandaki Afganistan ve Irak savaşlarını kaybetme tarihi konusunda cahil gibi davranıyor.  ABD birlikleri Afganistan'ı 7 Ekim 2001'den ve Irak'ı da 20 Mart 2003'ten bu yana işgal altında tutuyor. Trump rejiminin hâlihazırda ABD birliklerini -özellikle de İran'ın yakın çevresinde konuşlu Irak'takileri-  tam olarak geri çekme planı bulunmuyor. Ama Trump İran'a karşı bir savaşın çok uzun sürmeyeceğinden bahsediyor. Eh! Şimdi ABD ordusu ve bölgedeki müttefiklerinin -askeri bir istilaya zorlandıklarında- yüzleşecekleri bazı gerçeklere bir göz atalım. Öncelikle, İran'ın askeri personelinin sayısı -aktif görevde ve yedekte olmak üzere- bir milyonun üzerinde olarak tahmin ediliyor. Eğer saldırılırsa, emin olun bu rakama, eline bir tüfek ya da hazırdaki silahlardan herhangi birini seve seve alacak, savaşa elverişli, ABD ordusuyla sonuna kadar savaşacak, kadın ve erkek, politik inançlarının ne olduğu önemli olmaksızın 40 milyon daha ilave olacaktır. İran, 82 milyonluk bir nüfus ve Irak'ın 4 katı büyüklüğünde bir yüzölçüme sahip.  Askeri teçhizatına gelecek olursak: İran'ın 1634'ten fazla muharebe tankı, 500'den fazla uçağı, 2,345 zırhlı aracı, 34 denizaltısı ve 88 gemisi var. İran, en son geliştirdiği ve RT.com.'un “aynı anda 6 farklı hedefi vurabilen bu silah, Fars Körfezi'nde yükselen gerilimin ardından ortaya çıkarılmıştı” ifadesiyle tanıttığı 15 Hordad hava savunma sistemin de içinde bulunduğu, büyük bir askeri kapasiteye sahip. Washington; İran'ın Irak, Afganistan ya Libya olmadığını çok çabuk anlayacaktır çünkü ABD birlikleri İran sınırından girer girmez ceset torbası tepecikleri hızlıca yükselmeye başlayacaktır. 

İran'a yapılacak saldırı dünya çapında bir felakete öncülük edecek

Bir İsrailli devlet adamı, diplomat ve eski Nativ Servisi şefi, özel operasyonlarla Yahudilerin İsrail'e sokulması konusunda uzman olan Yakov Kedmi adındaki şahıs, Rus haber programı Vesti News'te bazı ilginç perspektifler ortaya koydu. Kedmi, eğer İran'la bir savaş olacaksa, ABD ve bölgedeki müttefiklerinin nelerle karşılaşacağını mütalaa etti: “Birkaç mesele var, sadece askeri açıdan bile baksak İran'ı yenmek imkânsız. Muazzam miktarda topraklara sahip. Amerikanların buralara yayılmak için yeterli birlikleri olmayacak. Lojistik olağandışı, bu Amerikalar için imkânsız. Dolayısıyla İran'la bir savaşı yürütme ve kazanma fırsatı bulunmamakta. Ve Pentagon bunu herkesten iyi biliyor,  daha önce bu konuyu belirtip dikkat çektiler.”

Kedmi, Washington'un Saddam Hüseyin'i devirme planının aptallığını ve Şia popülasyonu söz konusu olduğunda İran'ın ne kadar büyük bir desteğe sahip olduğunu açıkladı:

Amerikalılar, Saddam Hüseyin'i devirerek ne kadar aptalca bir iş yaptıklarını hala anlamıyor. Irak'ın %60'ı Şii. Şii Irak'taki Araplardan bahsettiniz, onlar Şii. İran'ın güneyinde Şii Araplar var. Ve Irak'ta yaşayan Şii Araplar var. Ve Suudi Arabistan… Buradaki petrolün üretildiği bölge Şiiler tarafından kontrol ediliyor. Ve Kuveyt nüfusunun çoğunluğu Şii. Bahreyn nüfusunun yüzde 80'i Şii. Yani, Ortadoğu'da böylesine büyük bir yangın başlayacak.”

İran'a savaş ilan edilirse Washington'un yakın müttefiki Suudi Arabistan, ABD ve İsrail'e katılacaktır ama Kedmi'ye göre, Suudi Arabistan'ın, kendisini işe yaramaz gösteren küçük bir sorunu var, o da Yemen:  

“Suudi Arabistan'ın devasa bir askeri bütçesi var ama eli kolu bağlı. Zayıf Yemen'e karşı hiçbir şey yapamıyor. Husilere hiçbir şey yapamıyorlar. Dolayısıyla Perslerin Araplara karşı savaşında Persler kazanacaktır. Ve bu bir başka problem. Bu daha güçlü bir Türkiye anlamına geliyor. Amerikalar bu savaştan sağ çıkamayacak. Eğer birisi kazanacaksa o da Rusya olacak.

Kedmi ABD ordusu generallerinin İran'la yapılacak savaşın kazanılamaz olduğunu bildiklerini söyledi. “İran'a bir şey yapmanın imkânsız olduğunu çok iyi biliyorlar. Buna daha önce defalarca dikkat çektiler.” Devam etti: “Bu 120.000 söylentisi bir palavra değil. Amerikan askeri uzmanları ABD varlığını tesis için 120.000 askere ihtiyaç olduğunu hesapladı. Bunlar operasyonel planlar değil. Kendilerine bunun için neyin gerekli olduğu sorulduğunda, Ortadoğu'da kalmak için 120.000 askere ihtiyaç olduğunu söylüyorlar. İran'a girmek için bir milyon askere ihtiyaçları var. Bu miktara sahip değiller.”

Kedmi'nin söylediklerinden en ilginç olanı, söz konusu İran ya da genel olarak Ortadoğu olduğunda Amerikan devletinin cahillik seviyesi:

“İran'ın nükleer silah elde etmesi muhtemel. Başka bir şeyle ilgilenmiyoruz. Başka bir şey, hiçbirşey demek. Daha yakından bakarsak, ABD'nin İran'la ilgili hedefi, burada bir rejim değişikliği gerçekleştirmek, temel gerekçe budur. Trump, İran'da rejim değişikliği gerçekleştirmelerinin neredeyse imkânsız olduğu sonucuna vardı. Neden neredeyse? Çünkü Amerikalar gibi düşünen ve Ortadoğu'nun ne olduğu hususunda en ufak bir fikri olmayan Amerikalı uzmanlar, İran'a yönelik ekonomik muhasaranın bu rejimin yıkılmasına öncülük edeceği kanaatindeler. Neden bahsettiklerini bilmiyorlar. İran'daki mevcut hükümet istikrarlıdır. Onları hiç kimse ve hiçbirşey tehdit etmiyor. Eğer İranlıların yiyecekleri yarı yarıya azalsa da hükümet yerinde kalacaktır. İran budur. Burası İspanya değil. Amerikalar ve Avrupalılar gibi düşünen herkes, eğer birileri herhangi ihtiyacına ulaşamazsa hükümetin değişeceği kanaatinde. Hamas ve İran'ı bununla tehdit ediyorlar. Neden bahsettiklerini bilmiyorlar.

Kedni'ye göre Trump'ın hâlihazırda tek bir seçeneği var, o da “müzakere yürütmek.”  Şöyle devam ediyor: “Ve tüm bu bağırtılar, bu histeri, İranlıları müzakerelere çekmek için. Ama bunu yaparken itibarını da korumak istiyor, dolayısıyla kendilerinin talep etmesini istiyor.”

Ama Kedmi'nin birilerinin kafasına sokmak istediği temel husus, ABD'nin bir saldırı gerçekleştirmesi halinde, İran'ın altı ay içerisinde nükleer silah geliştirebileceği:

”Ve işte belirtmek istediğim son husus: Amerikalar, İran'ın nükleer silahlarını katiyen dert etmiyorlar. Bunu bizden başka dert eden kim? Suudi Arabistan mı? Pek değil. Amerikalar onlara Avrupa'yı korudukları gibi koruyacaklarını söyleyeceklerdir. Kimse İran'ın nükleer silahlarını dert etmiyor. Türkiye eder çünkü o da istiyor. Suudi Arabistan eder ama Amerika'nın umurunda değil. Bu, Amerikalılar için İran'da rejim değişikliği tesis etmeye bir bahane. İran'la savaş başlatma konusunda söylenmesi gereken, bu savaşın kısa sürmeyeceğidir. Amerikalar, Pentagon istemedikçe hiçbir savaş başlatmamıştır. Ordu, Irak'ta bir savaş istedi. Ordu, Vietnam'da bir savaş istedi.  Ordu, yapmayın dedikçe hiçbir Amerikan politikacı bir savaş başlatmayacaktır. Ancak kendisine yönelik uzun soluklu bir savaş başlatılması, İran'ın altı ay içerisinde nükleer silaha sahip olmasını tetikleyecektir.”

Milli Menfaatler Merkezi adlı düşünce kuruluşunda Ortadoğu Çalışmaları direktörü ve hem Afganistan hem de Fars Körfezi'nde piyade olarak görev yaptığı ABD deniz kuvvetlerinden emekli subay Gil Barndollar'a, bağımsız bir web sitesi olan Thinkprogress.org'a verdiği röportajda, İran'ı yenmek için ne gerektiği soruldu. Şöyle cevapladı: “İşte size İran'la savaşın neye benzeyeceği: Başkan Trump, savaşın ‘İran'ın resmen sonu' olacağını söyledi. D. Parvaz'ın ‘Fakat bu ne kadar zaman alacak?' şeklindeki sorusuna Barndollar, “Her ne kadar ABD, İran'ın müsamahakâr (füze, kimyasal ya da biyolojik vb. silahlarla saldırmayacağı) olacağını varsaymak zorunda olsa bile, yine de böyle bir operasyon için ‘kuvvetleri mobilize edip sahaya sürmek aylar alacaktır'  diye cevap verdi.

Barndollar, bu büyüklükte bir savaşın, ABD'deki 18 ile 24 yaş aralığında kız ve erkek çocukları olan ebeveynleri tedirgin edecek bir seferberlik durumunu gerektirdiğini söyledi. Rahatlıkla “Güneydoğu Asya'daki pirinç tarlalarında ölmek istemediğimi itiraf ediyorum… Vietnam'daki savaşın zaten kaybedildiğini düşünüyorum” diyerek Vietnam savaşı için asker alımından kaçan John Bolton gibi tavuk şahinler ve  (dördü eğitim amaçlı ve biri de topuk kemiğindeki kırık dolayısıyla) kendisine askerden kaçma olanağı sunan beş adet tecile sahip ABD başkanı için hâlihazırda kaybedilmiş bir savaşa birlik göndermeyle ilgili bir sıkıntı yoktur. Barndollar, zayiatı ve maliyeti tahmin etmenin güç olduğunu ekleyerek, “Bugün muvazzaf ABD ordusu ve Deniz Piyadeleri'nin tamamının sayısı, 600.000'in azıcık üzerinde. Bu kadar adam İran'ı işgale yetmez. Tüm Ulusal Muhafızları ve hatta yedeklerini bu iş için mobilize etseniz, bu büyüklükteki bir kuvvetle bile İran'ı işgal ederken kendinizi rahat hissedemezsiniz. Bunun için gerekli olan, sanırım, zorunlu askere alma” dedi.

Barndollar İran'ın “üç yanının dağlarla ve dördüncüsünün de denizle çevrili” olduğunu söyledi. Ayrıca hâlihazırda Irak'ta konuşlu 5.000 kişilik ABD birliğinin İran'a karşı herhangi bir saldırı gerçekleştiremeyeceğini, çünkü Bağdat'ın pozisyonunu “İran'a karşı bir vekâlet savaşında nüfuz bölgesi olarak kullanılmayacağı” yönündeki ifadesiyle net olarak ortaya koyduğunu söyledi.

Barndollar, 2. Dünya Savaşı tipi, hem karadan hem denizden olmak üzere iki yönlü bir çıkarmanın da “risklerle dolu olabileceğini” söyledi. “Deniz Kuvveleri, yeteri kadar amfibik hücum gemisini toparlamakta güçlük yaşayacaktır, bir Deniz Sefer Tugayını bile yaklaşık 15.000 askerle savaşa sokmak lazım” yani; “ticaret gemileri dizayn edilmedikleri bir işe sokmak zorunda kalınabilir. ” ABD deniz kuvvetleriyle İran kıyılarına amfibik çıkarma yapmaya tevessül etmenin; deniz mayınları, denizaltılar, hücum botlar ve devasa füze cephaneliğiyle karşı karşıya kalma ihtimali bağlamında, bir çeşit intihar misyonu olabileceğini de unutmamak gerekir

Petrol fiyatları ve dünya ekonomisi

Washington ve müttefiklerin göz önünde bulundurması gereken bir başka faktör de petrol fiyatları. Vincent Lauerman'ın oilprice.com'daki iddiasına  göre “İran'la savaş,  petrolün varil fiyatını savaşın ortalarında 250 dolara taşıyabilir”: “Fars Körfezi bölgesine ve aynı şekilde diğer büyük şehirlere olan yakınlığı göz önüne alındığında, petrol tesisleri her iki taraftan da muazzam zarar görür. Çevik savaş gemisi filosu ve kısa menzilli roket cephaneliği ile İran, hülasa, Hürmüz Boğazı'nı kapatarak dünya tedarikinin neredeyse beşte biri olan günlük 18 milyon varillik petrol akışını sekteye uğratmaya kadirdir.

Brent petrolü, Uluslararası Enerji Kurumu'nun, üye ülkelerinin stratejik rezervlerini acil serbest bırakmaya koordine etmesi ve aynı şekilde Çin'in hâlihazırda bol miktardaki stratejik rezervini açığa çıkarması sonucu yaklaşık 150 ABD doları seviyelerine gerilemeden önce, 250 ABD dolarının üzerine çivilenir.

Ortadoğu'da başlayacak yeni bir savaş -ABD doları ve dünya ekonomisine darbe indirecek biçimde- petrol fiyatlarının artışına öncülük edecektir. ABD halkı artık İran'a karşı savaşa girmenin bir başka kötü fikir değil de bu sefer gerçekten kötü bir fikir olduğunu anlayacaktır. ABD, Vietnam'da 58.000 askerini kaybetti ve 150.000'in üzerinde de yaralı vardı. İçlerinde bugün bile aynı acıyı yaşayan emeklilerin de bulunduğu ve sayısı yüzbinlerle ifade edilen,  travma sonrası stres bozukluğuna duçar olmuş olanları da unutmamak gerekir. ABD'nin yaşayacağı zayiat, bu sefer çok daha büyük olur. Bir seferberlik olur mu? Sanmıyorum, çünkü Amerikan halkı, çocuklarının sonu olmayan bir başka savaşa çağırılmasına tahammül etmeyecektir.

Askeri-Endüstriyel Kompleks'in İran'a savaş ilan etmeye yetecek birliği yok. İran'la savaş başladığında İsrail, kuzey sınırları boyunca Hizbullah ve Lübnan hükümetiyle kendi elleriyle boğuşmak durumunda kalacak. Batı Şeria ve Gazze'de, İsrail ve Filistinliler arasındaki gerilimse devam ediyor, dolayısıyla İsrail'in işi başından aşkın. İran'ı kuşatmış olan ABD üsleri İran kuvvetleri tarafından hedef alınacaktır. Aynı şekilde Suudi Arabistan'ın petrol sahaları ve askeri kuvvetleri de saldırıya uğrayacaktır. Sonra, bir defa savaş başladığında İran'ın arkasında olacak Rusya-Çin ittifakı var.  Geriye kalan soruysa; bu savaş, nükleer bir savaşa dönüşecek mi? Ya da ABD ordusu, kazanamayacaklarını veya kontrol edemediklerini anladıkları kaybetme pozisyonlarını fark ettiklerinde geri mi çekilecek? Kesin olan bir şey var; İran'ın var olduğu herhangi bir yere saldırı gerçekleşirse, Ortadoğu'daki ABD hegemonyası son bulacak ve bu felaketin ortadan kalkacak olması bağlamında iyi bir şey olmuş olacak. 

(Timothy Alexander Guzman, Global Research - Çeviri: Kemal Küçük, Medya Şafak)


Bu bölümde yayınlanan yazılar tamamen tercüme makaleler olup görüşleri yazarına aittir ve BAKIS.eu'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazara ait diğer yazılar (Tümü)