AK Parti’de neler oluyor? Maklube tartışmasının perde arkası

  • Murat Yetkin
  • 23 Sep, 2019 - 09:16

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün 18 Eylül’de “Düne kadar FETÖ’cülerle aynı maklubeye kaşık sallayanlar, çıkıp bize FETÖ ile mücadele dersi veremezler” demesi AK Parti bünyesinde yeni bir Fethullahçılık tartışmasını başlattı.

Bakanın söz ettiği “maklube” yemeği doğrudan Gülen cemaatiyle bağlantılı bir anahtar kelime idi. Cemaat evlerinde öğrencilerin, genellikle yer sofralarında ortaya konan ve pilav üzerine et, ya da ne bulunursa onun konduğu bir Arap yemeği olan maklubeye topluca “kaşık sallamasına” atıfta bulunuyordu Gül. Ve bu sözleri de aslında bir gün önce 17 Eylül’de Sabah yazarı Dilek Güngör’ün “Yargıda tehlikenin farkında mısınız?” yazısına tepki olarak söylemişti. Güngör “hassas kaynaklardan aldığım bilgilere göre” diye kaynak gösterdiği yazıda, Fethullahçıların gizli haberleşme sistemi ByLock kullandığı saptanan bazı isimler yargıda kilit yerlere getirildiğini yazıyor ve “Hani Adalet Bakanı Abdülhamit gül ‘Yargıyı FETÖ’cülerden temizledik’ demişti…” diye bitiriyordu.

Bir süredir siyaset ve sermaye çevrelerinin Güngör’ü Hazine ve Maliye bakanı Berat Albayrak’ın söylemek isteyip de söyleyemediklerini öğrenmek için okuduğu biliniyordu. O nedenle Adalet Bakanı Gül’ün sözleri ilk aşamada Gül’ün, Albayrak’ın Cemaat okullarından mezun oluşuna bir gönderme olarak algılandı. Oysa biraz derine inince iş renk değiştiriyordu.

Yargıtay ve Danıştay atamaları ve MHP etkisi

Güngör’ün yazısının yer aldığı gün Sabah’ta iki haber daha yer alıyordu. Biri, zaten diğer kaynaklarda da yer alıyordu; başkanlığını Adalet bakanının yaptığı Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Yargıtay’a 8, Danıştay’a 3 yeni üye daha atamıştı. Bu haberin Sabah internet sitesinde yayınlanma saati 11.32 idi. Sabah internet sitesi beş saat kadar sonra, 16:16’da yayınladığı bir haberde ise yeni atanan isimlerden Hatay Ağır Ceza Hâkimi Ahmet Turan Oral’ın, daha önce bir ByLock sanığının iddianamesini Bakanlar Kurulu ve BM kararlarına göre FETÖ diye bir terör örgütü bulunmadığı gerekçesiyle geri çevirmiş olduğu hatırlatılıyor ve atamanın tepki topladığı yazılıyordu. Gerçi haberde kimin bu atamaya ne tepki verdiği yoktu ama Sabah haber merkezi belli ki liste üzerinde titiz bir inceleme yapmıştı. Buradan Dilek Güngör’ün yazısının da bu saatler, ya da bunu takip eden saatlerde yazılmış olduğu sonucuna da varabiliriz.

Peki, Hâkim Oral’ın ne özelliği var da Sabah haberinde özel olarak anılıyor? Yargı kaynaklarına göre, Oral ülkücü eğilimde olduğu, yeni atamalar arasında bu eğilimde başka isimler de bulunduğu iddia ediliyor. Son atamalardan bir süre önce Ankara kulislerinde bir başka atama listesinin söz konusu olduğu konuşuluyordu. Ancak şimdi, HSK üyelerine bu listenin mutlaka kabulü doğrultusunda baskılar gelmeye başlayınca Gül’ün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a çıktığı, onun da bu duruma tepki göstererek Gül’e bildiği gibi bir liste hazırlaması talimatı verdiği konuşuluyor. Sabah’ın tepkisine yol açan liste işte bu –gerçekleşen- ikinci liste.

Bu arada Abdülhamit Gül’e yapılan eleştiriye karşı en sert cevap, ilginçtir ki AK Parti’den değil, MHP’den geldi. MHP Gaziantep Milletvekili Sermet Atay, 19 Eylül’de Yeni Akit’te yayınlanan demecinde, “Gül’ü kimselere yedirmeyiz” dedi; “FETÖ ile mücadelenize şahidiz. Haklı davanızda yanında olacağız” diye de ekledi. Abdülhamit Gül, 24 Haziran 2018 seçimleri öncesindeki görüşmelerde AK Parti ile MHP arasındaki ittifakın (MHP’li Celal adan ile birlikte) mimarlarından olarak biliniyor.

MHP lideri Devlet Bahçeli de geçen hafta, adeta koalisyon ortağı üslubuyla “Kabine değişikliğini uygun bulmuyorum” demişti. Bahçeli, HDP’li Diyarbakır, Mardin ve Van belediye başkanlarının görevden alınması ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu telefonla aramış, TRT haberine göre, “Hükümete ve size desteğimiz tamdır” demişti. Böylece Gül, Soylu’nun ardından MHP lideri Bahçeli’nin ismen desteğini almış ikinci bakan oluyor. Bu gelişmeler tamda AK Parti bünyesinde MHP ile ittifakın yerel seçimdeki oy kaybından kısmen sorumlu olduğu tartışmalarının alevlendiği bir sırada yaşanıyor.

Fettah Tamince bağlantısı da var mı?

Adalet Bakanı Gül’ün, Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak’ın kardeşi Serhat Albayrak’ın yönetiminde bulunduğu Sabah gazetesine tepki gösterdiği 18 Eylül günkü gazetelerde, Bakanlığın işlemlerine dair ilginç bir haber daha yer alıyordu. Buna göre Adalet Bakanlığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak, Antalya 3’üncü Sulh Ceza Mahkemesinin iş insanı Fettah Tamince hakkında bir yıl kadar önce verdiği takipsizlik kararını, Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün raporu doğrultusunda “kanun yararına” bozulmasını istemişti. Yani Tamince aleyhine yeniden bir “FETÖ soruşturması” açılması söz konusuydu. Tamince’nin Mütevelli Heyetinde bulunduğu Antalya Üniversitesine bağışlanan 24 milyon liranın nereye harcandığı üzerine başlatılan soruşturmanın, cemaat baskısıyla emekliye ayrıldığı öne sürülen emekli hâkim Osman Kaçmaz’ın şikâyetiyle başlatılmış olması, Adalet Bakanlığının itirazına ayrı bir boyut katıyor.

Gülen Cemaati paralelinde yayın yapan Zaman gazetesinin yüzde 10 ortağı olarak bilinen, Cemaatin iş örgütü TUSKON ve bazı vakıflarında görev almış olan Tamince aleyhine şimdiye dek “terör örgütüne yardımcı olmak” suçlamasıyla 4 dava açılmış, bunlardan birinde beraat, bu sonuncusu dâhil olmak üzere 3’ünde de takipsizlik kararı verilmişti. Adalet Bakanlığının itiraz ettiği takipsizlik kararı davasında, Tamince’yi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avukatlarından Ahmet Kürşat Köhle savunmuştu.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu sık sık, bir zamanlar cemaatin en gözde destekçilerinden olan Tamince’nin 17-25 Aralık 2013, hatta 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra dahi Cemaat kurumlarıyla ilişkisi bulunduğu halde hâlâ Erdoğan’ın çevresinde bulunmasını, “FETÖ’nün siyasi ayağının” AK Parti’de olmasının kanıtı olarak öne sürüyor.

Tamince, 2004 yılında Hürriyet’ten Yener Süsoy’a verdiği mülakatta, Gülen’den “İdolüm, Misyonunu sonuna kadar destekliyorum” sözleriyle, Erdoğan’dan ise “Adamıyım. Tanıyınca âşık oldum” sözleriyle bahsetmişti. AK Parti hükümeti ile Cemaatin arasının iyi olduğu dönemlerde Tamince’nin özellikle turizm yatırımlarında yıldızı parlamış, örneğin –o dönem- Başbakan Erdoğan, “kardeşim” diye hitap ettiği Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı, ailesiyle beraber Tamince’nin Bodrum Rixos otelinde ağırlamıştı. Erdoğan son olarak 25 Ağustos’ta Fettah Tamince’yi Turzim Geliştirme Ajansı Yönetim Kurulu üyeliğine atamıştı. Tamince’nin sahibi olduğu Sembol İnşaat son olarak bu yılın başında İstanbul, Taksim’deki Atatürk Kültür merkezi inşaatını üstlenmiş ancak Erdoğan’ın 20 ayda tamamlanma süresi biçtiği inşaat çalışmalarının “ödenek yok” gerekçesiyle ilerlememesinin Erdoğan’ı rahatsız ettiği konuşuluyordu.

Yerel seçimlerden, yeni parti girişimleri

Ankara kulislerinde, geçmişte Gülen cemaatinde yer alıp da pişmanlık göstererek ceza görmeden sisteme dönmek, o vesileyle elde ettikleri kazancı da çeşitli yollarla sisteme iade etmek isteyen iş insanları arasında model ve köprü olarak görüldüğü bir süredir iddia ediliyordu.

AK Parti bünyesinde yerel seçim yenilgileri ve bir yandan Ahmet Davutoğlu, diğer yandan Ali Babacan’ın yeni parti girişimleri ile su yüzüne çıkan rahatsızlık, “maklube” tartışmasıyla içine yargıdaki atamaları ve hükümet tasarrufları üzerinde MHP etkisini de içine alarak genişliyor.

Bu gelişmeler bir yandan Erdoğan’ın “AK Partiyi yeni baştan kurma” projesiyle örtüşüyor, diğer yandan ise tabanda belli bir erimeye yol açıyor; milletvekili istifaları ardından toplu örgüt istifaları da gözleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile S-400/F-35 konularında, PKK üzerine ve (şu aralar pek sözü edilmez olsa da) Gülen’in iadesi üzerine yaşanan gerilim ve ekonominin düzeltilmesi çabalarının yanı sıra, saflarındaki bu tür çatlaklarla da uğraşmak durumunda. (yetkinreport.com)

Yazara ait diğer yazılar (Tümü)