Brexit'i ancak İtalyan tarzı bir koalisyon durdurabilir

  • Tercüme Makaleler
  • 23 Sep, 2019 - 09:58

İtalya ve İngiltere bir süredir içine düştüğü siyasi kaosla boğuşarak birçok anlamda ortak şeyler yaşıyor. Ancak İtalya'da hükümet koalisyonunun bozulmasıyla sarsılan iç politika yeni bir koalisyonla toparlama adımını atarken, İngiltere'de Başbakan Boris Johnson'ın inatçı tutumları ve Brexit meselesi böyle bir toparlama adımını şimdilik görünmez kılıyor. Peki, İngiltere düzlüğe nasıl çıkar?

İtalya Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini ile İngiltere Başbakanı ve Muhafazakâr Parti lideri Boris Johnson arasında ortak olan en az bir özellik var: Her iki isim de seçim baskısı gücünü yanlış bir adım olarak kullandı. Salvini'nin bu adım ertesinde düşüşünden ise fazladan bir ders daha çıktı: Hükümetten taktiksel olarak geri çekilme hamlesi yapmak geri tepebilir.

İtalya'nın popülist Lig Partisi'nin lideri Salvini, Beş Yıldız Hareketi ile partisi arasındaki koalisyonu yanlış zamanda bozdu. İki ay önce bu adımı atmış olsaydı faydasını görebilirdi. Ancak ağustos ayında gemiyi terk etmeye karar vererek, koalisyon ortağı olan Beş Yıldız Hareketi'ne, merkez soldaki Demokrat Parti ile ekip kurmak için mükemmel bir bahane verdi.

İtalya, diğer birçok Avrupa ülkesinde ve İngiltere'de olduğu gibi, 2011'den bu yana süreli parlamentolara sahiptir. Kısa süre önce gördüğümüz gibi bir başbakanın Avam Kamarası'nın onayını almadan ülkesini seçimlere götürmesi artık mümkün değil. Dolayısıyla İngiltere ve İtalya çok farklı politik sistemlere sahip olsalar da parlamenter çoğunluğun sağlanması halinde her iki ülke de ara seçime gidebilir ve alternatif hükümetler oluşturabilir.

İNGİLTERE VE İTALYA ARASINDAKİ BENZERLİKLER

İki ülke arasındaki bir başka paralellik daha var. İtalya'daki Beş Yıldız Hareketi ve Birleşik Krallık'taki İşçi Partisi'nin seçimleri destekleme konusunda isteksiz olmasının bir nedeni, kaybetmekten korkmalarıydı. Salvini'nin partisi mayıs ayında yapılan Avrupa Birliği seçimlerinde oyların yüzde 36'sını aldı. Başka bir küçük sağcı partiyle birlikte gireceği bir genel seçimde Salvini'nin partisi iktidara giden merdivenleri tırmanabilir. Öte yandan hükümette koalisyonu bozduğundan bu yana Salvini'nin popülerliği de düştü. Tüm bunların finalinde bugün Beş Yıldız Hareketi ve Demokratik Parti (PD), Salvini'nin kendi ayağına sıkmış olmasından dolayı artık çok daha rahat bir konumda.

Yeni İtalyan hükümetinden pek iyi şeyler beklemiyorum. İki taraf da ufuktaki durgunlukla mücadele konusunda herhangi bir stratejiye sahip değil. Ancak koalisyon, bütün bu yanlışlarla dolu sebepler dolayısıyla isteksiz bile olabilir. Özetle, bir sonraki seçimlerin yapılacağı 2023 yılına kadar bu koalisyon hükümetinin devam edip etmeyeceği de yanıtı muallak bir soru olarak bekliyor.

İNGİLTERE'DE İHTİMALLER NELER?

İngiltere'de de benzer bir şey olabilir mi? Tabii ki olabilir. Eğer Johnson, 31 Ekim'de başlaması gereken Brexit'in bir kez daha ertelenmesi için Avrupa Birliği'ne (AB) o mektubu yazmak zorunda kalmamak için başbakanlıktan istifa ederse İşçi Partisi, Liberal Demokratlar, İskoç Ulusal Partisi (SNP) ve çeşitli bağımsızlar tarafından desteklenen bir ulusal birlik hükümeti oluşturabilir. Bu birlik hükümetinin ilk görevi de yeni bir Brexit ertelemesi istemek ve ardından da ülkeyi seçimlere götürmek olur. Elbette muhtemel bir seçimden kazanarak çıkmayacaklarını fark ettiklerinde bu kararlarını değiştirebilirler. Öyle ki, geçici bir hükümet olarak kurulan bu hükümet genel seçimlerin yapılacağı 2022 yılına kadar iktidarda kalabilir. Böyle bir hükümet eş zamanlı olarak Johnson ve İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn'in siyasi kariyerlerini sarsabilir ve hatta AB'den ayrılmaya karşı çıkanların mücadelesini verdiği gibi, Brexit'i durdurabilir.

JOHNSON, SALVİNİ'NİN DÜŞTÜĞÜ HATAYA DÜŞMEMELİ

Salvini, rakiplerini hafife aldı. İstifa ettikten sonra hızla geri dönebileceğine dair bir inancı olursa Johnson da aynı hataya düşmüş olur. Her ne kadar popülaritesi yüksek olsa bile, onun bu popülaritesi daha önce istediğini almış olan Parlamento'nun yeni bir seçimle kazançlarını riske atmaya ikna olmasına yetmiyor.

Johnson'ın hükümete liderlik etmesinin önemini daha net anlamak için, üyeleri başbakan ve cumhurbaşkanlarından oluşan Avrupa Konseyi'nin gözünden şu anki durumun nasıl göründüğünü düşünün. Bu başbakan parlamentolardan ve ulus devletlerin mahkemelerindeki hâkimlerden emir almıyor. Eğer Brexit'in tarihinin uzatılmasını isteyen bir mektup yazacak olsaydı, diğer başbakanlar ve başkanlar kesinlikle kapalı bir oturumda, Johnson'a gerçekten de kastettiğinin bu olup olmadığını sorarlardı.

YENİ BİR ERTELEME TALEBİ İSTEMEKLE İŞ BİTMEYEBİLİR

İngiltere'de Parlamento'da Johnson'ı yeni bir erteleme talebinde bulunmaya zorlayan yasa kabul edilse de bu yasa kesinlikle sugeçirmez bir yasa değil. Mesela Avrupa Konseyi, Brexit'i ertelemeyi ancak ve ancak ülkede seçime gidilmesi ya da ikinci bir referandum yapılması şartıyla kabul edebilir ve bu mantıksız bir şart olmaz. Pek, sonra ne olacak?

Bu yüzden AB destekçilerinin yasama yolunu seçerek hata yaptıklarını düşünüyorum. İngiltere'deki birçok politikacı, gazeteci ve hatta avukat, Lizbon Anlaşması'nın 50. maddesini okumamış veya uygulamamıştır. AB hukuku, 50. maddenin tek taraflı iptaline izin vermektedir. Ancak, İngiltere'nin bir alternatif seçmeden masadan anlaşma yapmasına izin vermemektedir. Erteleme yapmak mümkündür ancak bunun diğerlerine de faydası olması kaydıyla…

AB destekçileri için şu anda en büyük umut, yönetim gücünü kazanmak. Nihayet Brexit'i engellemenin tek yolu böyle bir sürece inanan bir hükümetten geçiyor. Başka yolu yok.

(Financial Times, Wolfgang Münchau - Çeviri: CRI-Turk)


Bu bölümde yayınlanan yazılar tamamen tercüme makaleler olup görüşleri yazarına aittir ve BAKIS.eu'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazara ait diğer yazılar (Tümü)