ABD'den Lübnan'a Hizbullah'lı bakanlar kurulu uyarısı

  • Bakış Tercüme
  • 26 Oct, 2018 - 10:32

ABD, Lübnan’a Hizbullah’ın Bakanlar Kurulu’na alınması durumunda ‘kırmızı çizgi’ yi geçeceği uyarısında bulundu.

Lübnan'daki yeni hükümet oluşumu sürecindeki bir atılım, son zamanlardaki açıklamalara rağmen, bir güç paylaşım formülünün yakın olabileceğine dair hala belirsizliğini koruyor. Hükümeti oluşturmanın önündeki en büyük engel öncelikle iç ve dış mezhepsel rekabet ile bağlantılıyken, dış güçlerin etkisi de Lübnan iç siyasetinin bir parçası olmaya devam ediyor. Al- Monitor, Donald Trump yönetiminin, Hizbullah’a Sağlık Bakanlığı’nın verilmesinin “kırmızı çizgi” olduğunu belirterek Lübnanlı yetkililere özel olarak bilgi verdiğini , ancak ABD hükümetinin alabileceği cezai önlemler konusunda da kapıyı açık bıraktığını doğruladı.

Hizbullah kendisine bir sonraki Lübnan hükümetinde üç sandalye ayrılmasını bekliyor. Bunlardan birini Hizbullah’ın Beyrut'un Dahiyeh bölgesindeki kalesi Al-Rasoul al-Aazam Hastanesinde genel cerrah olan Jamal el-Taqsh’e tahsis edilmesi bekleniyor.

Hizbullah, yönetiminde proaktif olmak ve genel sekreteri Hasan Nasrallah'ın reform meselesini en öncelikli hale getirmek için uğraşacağına dair son seçim kampanyasında söz verdi. Şii mezhebi yetkilileri, Sağlık Bakanlığının, Hizbullah'ın bugüne kadar yürüttüğü bakanlıklarda bulamadığı, kendi yönetişim modellerini sunma fırsatı olduğunu savunuyorlar.

Trump yönetimindeki görüş, İran’ın, ABD’nin yaptırımları için misilleme olarak Lübnan’daki gücünü genişletmeye çalıştığı ve Hizbullah'ın Sağlık Bakanlığı'nı fonlama faaliyetlerine yapılan ABD kısıtlamaları engeline alternatif bir yol kullanacağı yönünde. Dolayısıyla, ABD’nin Lübnan’daki müttefikleri Hizbullah’ın Sağlık Bakanlığı’nı  almasını engellemezse, Washington’un aldatıcı mesajı, ABD’nin, Lübnan hükümeti ve Hizbullah arasında, geçtiğimiz on yılda yaptığı gibi aralarında bir ayrım yapmayacağıdır.

Hizbullah'ın Lübnan hükümetine ilk kez girişi, 2005 yılının Temmuz ayında, Başbakan Fouad el-Siniora'nın ilk kabinesinde, Rafik Hariri suikastından birkaç ay sonra ve Suriye rejimi güçlerinin Lübnan'dan çekilmesinden sonra oldu. Bu hamle Hizbullah'ın Lübnan'daki Suriye rejiminin azalan etkisiyle kalan boşluğu hemen doldurma ihtiyacını nasıl gördüğü konusunda sembolik bir değişimdi. 2008’ de Hizbullah’ın silahları bırakmaya yönelmesiyle zirveye ulaşan bir değişim.

Suudi-İran bölgesel gerilimlerinin ortasında Lübnanlı siyasal rakipler.

2005'ten bu yana Hizbullah, enerji, tarım ve sanayi bakanlıkları(şu anda Bakan Hussein al-Hajj Hassan’in elinde olan) da dahil olmak üzere ardarda gelen hükümetlerin her birinde iki bakanlığa sahipti. Hizbullah, daha küçük Suriye yanlısı rejim partileri olan Şii üyelerine üçüncü koltuğu vermiş olsaydı bu kez Bekaa vilayetinin Şii bölgelerindeki hükümet hizmetlerinin çoğunlukla güney Lübnan ve Amal hareketine nasıl gittiği konusunda büyüyen şikayetleri yatıştırmak için üç koltuğa da talip olacaklardı.

Hizbullah'a Sağlık Bakanlığı’nın verilmesi durumunda, ABD için nelerin risk altında olacağının sorulması gereken iki önemli soru var.

İlki, Sağlık Bakanlığı'nın ne kadar önemli olduğuyla ilgili. 2018 Lübnan bütçesi, Lübnan devletinin sağlık sektörüne 480 milyon dolar, savunma sektörüne ise 1,8 milyar dolar harcadığını gösteriyor. Sağlık Bakanlığı’nın bütçesi, genel ulusal bütçenin % 3’üdür. Amal hareketine yakın olan eski Sağlık Bakanı Muhammed Jawad Khalifeh, Al-Monitor'a verdiği demeçte, Sağlık Bakanlığı harcamalarının büyük kısmının hastaneler için (% 70 özel ve % 30 kamu) olduğunu belirterek, tüm bu hizmetlerin öncelikle Lübnan hükümeti tarafından finanse edildiğine dikkat çekiyor.

Khalifeh, birkaç Lübnanlı siyasi partinin bakanlığı yönetmekte olduğunu ve sağlık sisteminin de aynı işleyiş tarzına sahip olduğunu söyledi.

Ülkenin sağlık sektörünün mihenk taşını, % 90'ı Batı tıp şirketlerinden ithal edilen yaklaşık 1,4 milyar dolar olduğu tahmin edilen Lübnan ilaç pazarı oluşturuyor. İran Sağlık Bakanlığı'ndaki bir yetkili, Washington'un Lübnan sağlık sektörüne karşı cezalandırıcı önlemler alması durumunda, İslam Cumhuriyeti'nin ABD ilaç ihracatının yerini almaya istekli olduğunu bildirdi. Yetkilinin 17 Eylül'de söylediği gibi “İlaç pazarı silah pazarından sonra ikinci sırada.”

İkinci kritik soru ise, Hizbullah'ın Sağlık Bakanlığını devralması halinde ABD'nin nasıl tepki göstereceğidir. Washington, son haftalarda Hizbullah'a karşı Adalet Bakanlığı, Hazine Bakanlığı ve Senato tarafından Hizbullah karşıtı önlemlerle baskısını yoğunlaştırdı. Trump yönetimindeki yetkililerinin ilettikleri güçlü mesaja rağmen, Washington'dan yapılan aşırı bir tepki ABD'nin çıkarlarına uzun vadede zarar verebilir. Bir Hizbullah üyesinin Sağlık Bakanlığı’na bakanlık yapması durumunda, yapılacak bir ABD boykotu yardımıyla bu bakanın işini yapma yeteneği kısıtlanabilir.

ABD’nin Lübnan’daki müttefikleri, Hizbullah’ın Sağlık Bakanlığı’nı almasını engellemek için siyasi savaşa öncülük edecek gibi durmuyorlar. Lübnanlı liderlerin daha önceleri benimsenmiş olan aynı formülle ortaya çıkması bekleniyor. Her bir Lübnan bakanı için, yerini alabilecek bir bakan vekili var; bu nedenle, bakan vekili, Hizbullah ile doğrudan ilgilenmemeyi tercih eden uluslararası veya Batılı kurumlarla anlaşma imzalayabilir. Eğer ABD ilaçlarını Lübnan’a ihraç etmeyi durdurursa ve Lübnan, İran’ın yaptığı ilaç ihracatı teklifini onaylamaz ise çok büyük ihtimalle Avrupa pazarından ithal etmeye odaklanacaktır.

ABD politikası uzun zamandır Lübnanlı resmi kurumları Hizbullah üzerindeki baskıyı arttırmak için cezalandırma seçeneğini kullanıyor.Yine de, Washington’daki hakim yaklaşım bilindiği üzere hem Lübnan devlet kurumlarını hem de ABD’nin yardımlarını koz olarak kullandığı yönünde . Trump yönetiminin bugünkü yaklaşımı, çıkarları ABD ile çakışmayan müttefiklere maddi kaynak verilmemesi yönünde.

Bununla birlikte, Beyaz Saray bu yaklaşımı gerçek politikaya dönüştürmekte bir çok zorlukla karşı karşıya. Trump yönetimi, Hizbullah'a Sağlık Bakanlığı’nın verilmesi durumunda, ABD'nin Lübnan hükümetiyle ilişkilerini yeniden gözden geçirebileceğini ima ediyor. Şii gruba daha fazla yaptırım uygulanabildiği ve Sağlık Bakanlığına yapılan herhangi bir doğrudan veya dolaylı yardımın askıya alınabileceği gibi, Lübnan silahlı kuvvetlerine yönelik bir boykot veya ABD yardımının dondurulması pek mümkün görünmüyor.

Trump yönetimi, tepkisinin ne olacağı konusunda bilerek belirsiz kalıyor. ABD yetkililerin Sağlık Bakanlığı'na karşı cezai tedbirler alıp, Lübnan'daki Suriyeli mültecilere yönelik sağlık yardımlarını kesmeye sebep olması durumunda uluslararası ters bir tepkiyle karşı karşıya kalabilir.

Dahası, ABD bu yaklaşımında iyi bir yol izlemeli. Şimdiye kadar, Lübnanlı Kabine oluşum süreciyle ilgili rivayet, Lübnanlı liderler arasındaki güç ve mezhepsel dağılım etrafında dönüyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin cezai tedbirler hakkında alenen tehdit etmesi durumunda, rivayet Washington'un Lübnan siyasetine nasıl müdahale ettiği konusunda değişebilir. ABD ve Avrupa Birliği arasındaki Hizbullah’la nasıl başa çıkılacağı konusundaki fikir anlaşmazlığı Trump yönetiminden önce de vardı ve bu durumun bundan sonra da devam etmesi bekleniyor. Fransız Avrupalı yetkililer, Hizbullah katılımını içerse bile hızlı bir kabine kurulması için baskı yapıyor. ABD ise, ilgili mercilerin bu konuyla ilgili ikinci bir düşüncesinin olması gerektiğini savunuyor.

Lübnan’daki başlıca etkili güçler, Lübnanlı müttefiklerinin, kabine müzakerelerindeki koltuk sayısı önemli sayıda azalmışken bir birlik hükümeti kurmaları için baskı yapabilirler. Ancak, bölgesel dinamikler istikrarsızdır ve önümüzdeki haftalarda değişebilir, ki bu da Lübnan liderlerinin tutumunda değişiklik göstermesine sebep olabilir. 4 Kasım'da, asıl amacı İran petrol ihracatını hedefleyen, İran'a yönelik ABD'nin cezai yaptırımlarının ikinci dalgası yürürlüğe girecek. ABD ve Suudi Arabistan, Lübnanlı ulusal birlik hükümetinin hızla oluşması için Fransızların ve İranlıların çabasını veto etme konusunda kararlı görünüyor. Suudi gazeteci Jamal Khashoggi'nin katliamının ABD-Suudi ilişkilerine olan etkisi Lübnan'daki müttefiklerini endişelendiriyor ve ABD’nin, Başbakan Saad Hariri’nin bir sonraki bakanlar kuruluna yapacağı yaptırımlar için daha az motive edici olabilir.

ABD muhalefetinin, Sağlık Bakanlığı’nın Hizbullah’a verilmesi konusunda seslerinin halka yansımayacak şekilde ABD tarafından kesilmiş olması, Trump yönetiminin izlediği rotayı değiştirme esnekliğine gidebileceği izlenimini uyandırıyor. Hizbullah, ABD’nin bu konudaki politikasına resmi olarak meydan okumadı. Ne ABD ne de İran, Lübnan siyasetinde bir krizi tetiklemekle ilgilenmiyor. Ancak Beyaz Saray, Lübnan'daki ABD politikasının temellerini değiştirmeyecek sınırlı önlemler almaya istekli olabilir.

(23.10.2018, Joe Macaron, Al-Monitor | Çeviri: BAKIŞ.eu)


Bu bölümde yayınlanan yazılar BAKIS.eu tarafından tercüme edilen makaleler olup görüşleri tamamen yazarına aittir ve BAKIS.eu'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazara ait diğer yazılar (Tümü)